17
Ağu

İhtiyaçtan Satılık

Denemelerim konusuna koydum bunu, çok da iyi oldu çok da güzel oldu 5 kere arkamdan konuşmuşlar(oha)

Ürün hakkında

Adı: Samet Demir
Ilişki durumu: Müsait
Geçmişi: Temiz (Yeminlen bak)
Geleceği: Parlak (3 gün garantili)
Diş durumu: 28 sağlam 3 yamalı 1 eksik
Donanım: Standart (Bildiğin insan,2 kol 2 bacak falan)
Yazılım: Belirtilmemiş (Gizemli!)
Alışkanlıkları: Sevmek ( Sevmeden duramıyorum ) (Yalan)
Teknik Özellikleri: Sevecen, uslu, oturmasını kalkmasını bilen, eğitilebilir gelişmiş zeka, 3 ayrı program hızı(araya karışmış), kısa programda %30 daha az su harcama(biz de çözemedik ama iyi bişey), akıllı(opsiyonel), espirili(değişken), 2000 hafızalı telefon defteri, ayarlanabilir ses seviyesi (daha&helliip;)

17
Ağu

Küllerinden Doğmak

Denemelerim konusuna koydum bunu, çok da iyi oldu çok da güzel oldu Bu konuda arkamdan konuşulmamış

Küllerinden doğar mı insan? Ben doğuyorum galiba.Her şey, herkes yeni sanki, eski suretlerin içinde yeni ruhlar var gibi. Sanki başka bir şehir burası, havası bile yabancı, başka bir ev burası, odaları yabancı. Ama biliyorum aslında  her şey aynı, ben farklı görüyorum, dedim ya ben küllerimden doğuyorum.Eskiden ne olmuşsa artık hepsi yalan, yaralayan, acıtan koca bir yalan, yalan işte…

Nereden geldin sen, neden çıktın karşıma, ben kaçarken neden yakaladın ki beni, benim korkaklığımı neden küçük görmedin, neden bu denli haz verici ki bakışların, neden böyle sihirli ki sözlerin, neden büyüttün beni bu denli içinde, neden neden doğurdun ki beni küllerimden, söyle neden bakıyorsun öyle gözlerime ben onları senden kaçırsam bile? Sanki gözlerin bana diyor ki; “Hiç bir şey için geç değil! Ben cevapların olmaya geldim…” Benim gözlerimin cevabı artık içimdeki gizden kurtuldu bunu hissediyorum en derinliklerimde; “Tutsana beni bırakmasana, olsun yaralasana, yalandan da olsa kalsana…” Sen belki de cevabısın içimdeki soruların, ya da sorususun içimdeki cevapların.Her daim gördüğüm hayalimdeki bulutsun belki, üzerime yağan ama yağdıkça büyüyen, rahmetsin sen, rahmet işte…Anlamıyorum ki nedir ben kaçarken beni sana götüren, anlamıyorum ki gerçek misin, rüya mı, gözlerimde mi yoksa içimde mi yaşıyorsun, sen farklısın, farklı hissettiriyorsun…Zilyonlarca satır geçiyor aklımdan yazmak için sana ama sen gerçeksin bunları görebilecek kadar gerçek, belki de birazdan yüzyüze gelecek kadar gerçek.Hatta o ana 1 saat kalmış kadar gerçek, gerçek işte…

 

17
Ağu

Mağdur tavukların postmodern darbe arayışları

Denemelerim konusuna koydum bunu, çok da iyi oldu çok da güzel oldu Bu konuda arkamdan konuşulmamış

Tavuklar asırlardır çağdaş! Bunu biliyor muydunuz? 1945 yılında Ukalaoula xc12 gezegeni samanyoluna çok yakın bir noktadan geçerken NASA tarafından farkedildiğinde, haklarında zekası olmayan, kıt, kıt kıt gıdak gıtlayan, uçamayan hayvan olarak bilinen tavuklar, xc12 (kısaca) gezegeninde gözlendiğinde, uçabiliyorlar, havasız ortamda yaşayabiliyorlar ve doğurgan bir şekilde üreyebiliyorlardı…Üstelik kendilerine özgü dilleri, alfabeleri ve milyarlarca papirüs baskı kitapları olduğu gözlendiğinde bilim adamları aslı görmüş kerem’e dönmüşlerdi. Bazı bulgular bu gözlemi iyice ilginç bir hale sokuyor, mesela; dikkat edilirse mısırdaki taş üstlerine çizilen uzaylılar tavuğa benzemekte, buradan piramitleri aslında tavukların yaptığı sonucunu çıkarmak hiç de zor değil. Hatta o kadar medenilermiş ki milattan binlerce yıl önce yemekteyiz programını ilk onlar başlatmışlar..Kendilerine ait polatları iskenderleri de var. Milli marşları da oldukça etkileyici, mesela çözülebildiği kadarıyla bir yerinde şöyle demekteler; Eğer alacakaranlıkta kaybolduysanız, muhtaç olduğunuz cesaret tüylerinizin altındaki beyaz ette mevcuttur.. (daha&helliip;)

17
Ağu

Öyle bir rüya

Denemelerim konusuna koydum bunu, çok da iyi oldu çok da güzel oldu Bu konuda arkamdan konuşulmamış

Öyle bir rüya görmeliyim ki, her sıkıldığımda beni ayakta tutsun, düştüğümde yere, yaralarımı unuttursun ve öyle güzel, öyle güzel olsun ki; anneme benzesin, her uyuduğumda beni uyandırsın, zayıfladığımda güçlendirsin, üşüdüğümde ısıtsın…İçinde anılarımdan izler olmasın, isimler aynı kalsın, ama herkes yeni suretlere bürünsün ve yeni suretlerle birlikte benim onların görmek istediğim taraflarıyla yaşamaya başlasınlar…Kısa olsun, ama etkisi uzun ve içinde öyle güzel cümleler olsun ki duyduğumda verdiği duygunun bir eşi olmasın, ama uyandığımda hatırlamıyım, sadece onun olduğunu biliyim yeter…Birisi beni üzdüğünde “peki ya düşlerim” artık bir şaka olmasın, “düşlerimdeki kadar güzelsin” diye bir cümle hayatımda yer almasın, ben en az bu dünyaya ait olduğum kadar o rüyaya o dünyaya da ait olayım..

Ve son olarak, öyle bir rüyaya uyanayım ki en az gördüğüm kadar güzel, yaşamadığım kadar gerçek olsun..

Yazılış tarihi: 3 Haziran 2009

17
Ağu

Paris, Paris..

Denemelerim konusuna koydum bunu, çok da iyi oldu çok da güzel oldu Bu konuda arkamdan konuşulmamış

Rennes, Nantes derken en çok gitmeyi istediğimiz Fransa şehrine, Paris’e doğru yola çıktık. Yolda tabelalar olmasına rağmen maksat muhabbet olsun diye az buz olan fransızcamızla millete Paris’e nasıl gidebiliriz diye soralım dedik, adamın yanına yaklaştım “Comment nous pouvons aller a paris?”(Parise nasıl gidebiliriz) dedim. Siz siz olun sakın paris demeyi denemeyin, çok gülüyorlar onlar pari(pağii) diyolar, bir de fransızlarda bir huy var söylemeden geçemeyeceğim, bir soruyu ingilizce sorarsanız( sular seller gibi ingilizcem var 😀 bekliyorum) mükkemmel bir şekilde anlamalarına rağmen inadına fransızca cevap veriyorlar.Neyse Paris anlat anlat bitecek gibi bir şehir değil, yıllarca burada yaşamış olan şairimiz Atilla İlhan çok güzel anlatmış aslında (daha&helliip;)